Reklam
Avrupa Türk Gazetesi

Hikmet Gürcüoğlu: Biz biçare bir millet değiliz! Artık sızlanmaktan vazgeçip kendi gücümüzün farkına varmamız gerek!

İş-adamı Hikmet Gürcüoğlu kendisiyle ilgili bilinmeyenleri gazeteci-yazar Özlem Kardeş Sancar’a verdiği söyleşide açtı. İşte o söyleşinin 2’inci bölümü.

Sancar: Biraz da işinizi, şirketinizi konuşalım isterseniz.

Gürcüoğlu: Nasıl başladı, güç kaynağınız nedir?

Şirketimiz ağabeylerimin 1978 de kurduğu bir aile işletmesidir. Eğitim sonrası bir iş-başvurum bile olmadı. İşimiz vardı ve ben onun bir parçası idim. Anadolu’ya has, geleneksel sucuk, pastırma, kavurma gibi et ürünleri üretiyoruz. Avrupa Türk gıda sektörünün bilinen büyük markaların hemen hemen tamamının üretici firmasıyız. Güç kaynağımız başta aile birliğimizdir. O tabii ki bu 38 yıl, gün ve gün yaşandı. Her gün aynı azim, aynı heyecan, aynı gurur ve aynı ciddiyetle çalıştık. Ҫünkü ekmek kapımızdı. Gerektiğinde daha az kazanç ile yetinildi, gerektiğinde gece gündüz çalışıldı, ama şevk ve heyecan hiç kaybedilmedi.

Sancar: Yavaş yavaş sosyal konulara geçmek istiyorum. Ama önce şunu sormak isterim. Bir TBS klinikte görevliymişsiniz. Hem de gönüllü olarak. Bunu biraz anlatır mısınız.

Gürcüoğlu: Bir TBS klinikte, Denetleme Komisyonunda görevliyim. Bu Hollanda Adalet Bakanlığınca atama sonucu gelinen görevdir. Kurum içinde yönetmeliklerin uygulanmasında gelişen aksaklık, bunun sonucu yaşanılan haksızlıkların giderilmesine dair bir çalışmadır. Bu çerçevede komiserlik ve mahkeme azalığı görev alanımızdır. Buradaki ağır suçluların toplumun bir parçası oldukları düşüncesinden yola çıkarak, onlara yardımcı olabilecek bir imkan ve kabiliyette olmanın şanslısı olarak bunu kendimde bir sorumluluk olarak görüyorum.

Sancar: Önce bir kaç genel sosyal konu ve soru…
Sonra HOTİAD ve siz.
Avrupalı Türklerin 50. Yılını nasıl okumak  lazım…

Gürcüoğlu: Ben bardağın dolu tarafını görme eğilimi olan bir insanım. Eğer yüksek eğitimde mezun sayımız 24 bin ise, nüfusumuzun yüzde 70’i Hollanda vatandaşı olmuş ise, her dört aileden biri kendi mülkü olan konutta oturuyorsa, 25 bin civarı  işletme kurmuş 70 bin kişiyi istihdam ediyorsak, kendimize haksızlık etmeyelim diye düşünürüm. Büyük bir genç nüfusumuz var. Zaman lehimize işliyor. Bu rakamlar daha büyük bir ivme ile büyüyecektir. Artık Türk Hukukçular Birliği, Türk Mühendis ve Mimarlar Odası, Türk Akademisyenler Birliği, Avrupa Türk Gazeteciler Birliği, Türk Tabipler Birliği gibi sivil toplum kuruluşları kuruyor isek bu toplumun dokusunun ne kadar değiştiğini gösterir. Bana göre bu göçmüşlükten sonraki konmuşluğun açık göstergesidir.

Sancar: Beklenen yerde miyiz ?

Gürcüoğlu: Her zaman daha iyi olmaya  zorunluluğumuz var. Bunun için gereken potansiyelimizin olduğuna da inanıyorum. Özellikle ekonomide yakaladığımız başarı çizgimiz yükselmeye devam edecektir. Eğitim alanında doğru yoldayız. Alt meslek eğitim kurumlarında, staj ve okul terkleri gibi yoğun problemler var. Zamanla bunun da daha doğru yöne gideceğini ümit ediyorum.

Sancar: Hollanda’nın ırkçı atmosferi hakkında görüşlerinizi de aktarır mısınız?

Gürcüoğlu: Irkçılık sosyal bir vaka olarak karşımızda. Sosyo-ekonomik sıkıntıların ve hasta ideolojilerin zayıflara kestiği faturadır bu. Az veya çok bütün zamanlarda görülmüştür ve var olmaya devam edecektir.  En doğru mücadele yolu kendini geliştirmek ve güçlendirmektir. Önemli olan olayın tehlike boyutudur. Burada görev kanun yapıcılara, devlete düşmektedir.

Hollanda Türk toplumuna ufuk kazandırmak.
Hollanda Türk toplumunun itici motoru olmak.
Hollanda Türk toplumunun ortak aklı.
Hollanda ülkemiz, Türkiye vatanımızdır.
Yarın dönecekmiş gibi Türkiye için, hiç dönmeyecekmiş gibi Hollanda için.
Nüfus mu, nüfuz mu? Nüfusu, nüfuza çevirmeliyiz.

Sancar: Size ait bu sözlerinizi bazı konuşmalarınızdan aldım. HOTİAD başkanlığınız ve CPD yönetim kurulu üyeliğiniz çerçevesinde dile getirdiğiniz bu düşünceleriniz ışığında HOTİAD ve CPD’ yi anlatır mısınız, neler yapıyorsunuz?

Gürcüoğlu: Söylemlerimizde şunu sıklıkla duyarsınız. “HOTİAD olarak ana amacımız Türk toplumunun Hollanda’daki konumunu yükseltmektir. Zira 100 bin aile olan Hollanda Türk toplumu kurduğu 25 bin işletme ile sosyal bir vaka olarak anılmaktadır. Yüksek okul ve üniversite mezun sayımız 24 bindir. Yani her dört aileden biri serbest çalışmaktadır. Ve her dört aileden birinin evinde, bir bachelor diplomalı vardır. Bu potansiyeli daha iyi yönlendirerek Türk insanının bu ülkedeki varlığını daha değerli ve etkin hale getirmek istemekteyiz.”  İşte bu neden ve amaçla HOTİAD olarak çeşitli çalışmalar yapmaktayız. Üniversite öğrencileri ile Öğrenci Buluşmaları adı altında programlarla öğrenciler daha büyük başarılar için heyecanlandırmaya çalışmaktayız. Onların gözünde birer rol model olmuş, başarıyı yakalamış isimlerin hikayeleri gençler için etkileyici ve ilham kaynağı olmaktadır. Başarı Ödülleri Programı ile yılın öğrencisi, sporcusu, sanatçısı ve genç girişimcisi seçimleri yaparak başarı ödüllendiriyoruz. Burada asıl amaç acıklı göç hikayelerini bir kenara bıraktırmak ve artık başarı hikayelerinin konuşulduğu bir toplum olmalarını sağlamak istiyoruz.

Business Forum Programı Hollanda Türk iş dünyasına yönelik olan bir çalışmadır. Girişimcilerimizin bilgi dağarcıklarını  genişletmeye, onları motive etmeye çalışırız.. Genel ve güncel konular işlenir. Bu programlar hem bilgilendirici hem de ufuk açıcı olmaktadır. Rol modellerle bir arada olmak girişimcilerde heyecan uyandırmaktadır. Summit Programı:  HOTİAD üyelerinin Hollanda ve Türkiye vatandaşları olması derneğimize iki ülke arasında köprü olma görevi yüklemektedir. Hollanda iş dünyasına yönelik yapılan üst seviye programlarla Türkiye bir yatırım ülkesi olarak tanıtırız.

Sancar: Peki HOTİAD gibi etkin bir dernek bu gücü nereden almaktadır?

Gürcüoğlu: HOTİAD’ın gücü üyelerinin vizyon sahibi olmaları, sosyal sorumluluk hislerinin büyüklüğü ve toplumu sahiplenme hislerinde yatmaktadır. Rakamsal bir güçten söz etmemiz gerekirse, HOTİAD 30 üyesi ile 2 milyar avro’ya aşan cirosu, 2 bini aşan bir istihdamı temsil eder. Üye şirketlerden bir çoğu alanında ülkesel ölçütte şirketlerdir. Bünyesinde Hollanda’nın en büyük 500 şirket grubuna girmiş bir üyesi ve en varlıklı ilk 500 kişi grubuna giren bir başka üyesi vardır.

“Biz biçare bir millet değiliz! Artık sızlanmaktan vazgeçip kendi gücümüzün farkına varmamız gerek!”

Gürcüoğlu, artık sızlanmaktan vazgeçip kendi gücümüzün farkına varmamız gerektiğini ve bunun için de alanında başarılı girişimcileri gençlerle buluşturmaya çalıştıklarını söyledi. HOTİAD olarak sadece girişimcilere değil aynı zamanda Türk diasporası’nın konumu ve çıkarlarına yönelik çalışmalara da destek verdiklerini söyleyen Gürcüoğlu, CPD’ye (Centre for Public Debate) hem kendisinin yönetim kurulu üyesi olarak hem de HOTİAD’ın kurum olarak ciddi maddi destek verdiği söyledi.

Sancar: Birazda CPD’den bahseder misiniz? CPD bir lobi kuruluşu mudur?

Gürcüoğlu: CPD, HOTİAD’ın gücünün bir ürünüdür. Bir lobi kuruluşu diye isimlendirmek istemem. Böyle isimlendirmek zaman zaman olumsuz algılara sebebiyet vermektedir. Biz Türkçe ifade ile Sivil Tartışmalar Merkezi diye isimlendirdik. En genel tanımı ile görevi, kamu diplomasisidir. Yönetim kurulunda ben de görev aldım. Siyaset ve medya tarafı güçlü olması gereken bir yapıdır. Bu nedenle HOTİAD’ın dolduramayacağı bir görev alanıdır. Ama tabanında HOTİAD vardır çünkü finansörü HOTİAD üyeleridir. Proje üreterek yeterli gelir temin edinceye kadar da desteğimiz devam edecektir.

Sancar: Burada hemen araya girmek istiyorum. Türkiye’den CPD’nin parasal destek aldığı söylenmekte. Bu doğru mudur?

Gürcüoğlu: Size açık açık CPD’nin finans desteğini HOTİAD üyeleri sağlar diyorum. Bundan daha açık nasıl söylenir. İsim isim mi söylemem gerekir? Bu arkadaşlar her biri toplumun tanıdığı bildiği isimlerdir. Sizin de mutlaka tanıdığınız bir isim vardır. Gidin sorun, büyük ihtimal “evet, ben de katkı sağladım” diyecektir.

Sancar: Peki böyle ise neden ısrarla kamuoyunda tersi söylenmektedir?

Gürcüoğlu: Kara çalmak kötü hasletlerimizden biridir. Ben bunu meyve veren ağaç taşlanır diye isimlendirip geçmek istiyorum. Böyle gereksiz şeylere zamanımızı da, enerjimizi de harcayamayız. Böyle bir lüksümüz yok. Enerjimizi de, zamanımı da icraata harcamak zorundayız. Yapacağımız o kadar çok iş var ki.

Sancar: CPD ile neler yapacaksınız, önemli gördükleriniz nelerdir?

Gürcüoğlu: En genel çerçevede, ırkçılık, İslamofobya, radikalleşme, Türkiye AB üyelik süreci, sivil toplum kuruluşlarımızla toplumsal bilinç ve ortak akıl geliştirme, Hollanda’daki Türk diasporası ile ilgili, sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal ve tarihsel alanlarda algı ve bilgiyi güçlendirmek. Bu birikimleri, kamusal tartışmalara faydalı olması açısından, geniş kitlelerle paylaşmaktır.

Avrupa Türk Gazetesi © SÖYLEŞİ | ÖZEL HABER


YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Avrupa Türk Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Enter Captcha Here : *

Reload Image

istanbul escort