avrupahollandaalmanyabelcikafransafetoakpchpmhpiyip
DOLAR
49,9473
EURO
55,8954
ALTIN
6.393,01
BIST
11.165,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
17°C
Pazar Hafif Yağmurlu
18°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Yağmurlu
19°C

FETÖ PKK ittifakı

Avrupalı Türklerin sesi AVRUPA TÜRK GAZETESİ’nin yazarı Kubilay Sarı yazdı.

FETÖ PKK ittifakı

Türkiye’nin Siyasi Tarihi ve Yakın Dönemde Yaşanan Gelişmeler

Türkiye Cumhuriyeti, 1946 yılında çok partili parlamenter sisteme geçtiği vakit Türkiye’de yeni siyasi akımlar vücuda gelmişti. Bu akımlar; Panislamist sağ, Panturanist milliyetçi ve sosyalist sol hareketlerdi. Yeni nesillerin bir kısmı solcu, bir kısmı ise sağcı olmuştu.

1960’lı yıllara gelindiğinde sol kesim tamamen Marksist sosyalizme yönelmiş oldu. Sağ seçmen ise milliyetçilik ve muhafazakârlık çatısı altında birleşmişti. 1970’li yıllara gelindiğinde sağ cephe ile sol cephe çatışmaya başlamıştı. Bu dönemlerde Türkiye’de yeni örgütler zuhur etmeye başlamış, ülkenin hemen hemen her kesiminde kaos hâkim olmuştu.

1980’li yıllarda 12 Eylül ihtilali gerçekleşince her iki cephe de ağır bedeller ödedi. Ardından Özal döneminde gerçekleşen iktisadi kalkınmayla insanlar geleceğe daha umutlu bakmaya başladılar.

1990’lı yıllara gelindiğinde ise koalisyon yıllarıyla başlayan istikrarsızlık ülkeye hâkim oldu. İnsanların hukuka ve demokrasiye karşı güveninin yüzde 11’lere kadar düştüğü bir ortamda, 2002 seçimlerinde AK Parti’nin iktidara gelmesiyle Türkiye’de yeni bir dönem açıldı.

AK Parti’nin 2009 yılına kadar mutlak güç kazandığı dönemin ardından Türkiye’deki siyasi dengeler giderek değişmeye başladı. Devlet içerisindeki yapılanmalar, siyasi ittifaklar ve farklı örgütlerin faaliyetleri ülkenin gündemini belirleyen başlıca meseleler hâline geldi.

17 Aralık 2013 tarihinde FETÖ’cü terör örgütünün hukuksal darbe girişimi olarak nitelendirilen süreç sonrasında Türkiye’de taşlar yerinden oynamıştı. Suriye’de Kobani olayları meydana gelince, CIA’in de desteğiyle farklı siyasi çevreler ile HDP arasındaki ittifakın temelleri atılmıştı. Güçlü AK Parti iktidarını tek başına yenemeyeceğini düşünen muhalif çevreler, farklı ittifaklar ve iş birlikleri arayışına girmişti. Bu süreçte Türkiye’nin siyasi dengeleri daha da karmaşık hâle gelmiş, FETÖ ve PKK’nın faaliyetleri hakkındaki tartışmalar yoğunlaşmıştı.

7 Haziran 2015 seçimlerinde hiçbir partinin tek başına hükûmet kurabilecek çoğunluğu elde edememesi, ülkede siyasi belirsizliğe yol açmıştı. Temmuz 2015’te çözüm sürecinin sona ermesiyle birlikte çatışmalar yeniden şiddetlenmişti. HDP, tek başına AK Parti’yle mücadele edemeyeceğini düşünerek farklı siyasi çevrelerle iş birliği arayışına girmişti. Bu dönemde siyasi çatışmalar derinleşirken KCK, bazı ilçelerde sözde öz yönetim ilan etmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Polis Özel Harekât (PÖH), PKK ile mücadele ederken cephede PKK, mecliste siyasi tartışmalar, yargıda FETÖ yapılanmasına ilişkin gelişmeler ve dış politikada Avrupa Birliği kriterleri üzerinden yürütülen tartışmalar Türkiye’nin gündemini belirliyordu. PKK’nın faaliyetleri ve örgütün şehir yapılanmalarıyla ilgili gelişmeler ülkeyi ciddi bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya bırakmıştı. FETÖ’nün yargı içerisindeki yapılanmasına ilişkin iddialar ve soruşturmalar da bu dönemin en önemli meseleleri arasındaydı. Bütün bu gelişmelerin ortasında Türk halkı çok büyük zorluklarla karşı karşıya kalmıştı.

Parlamenter sistemin siyasi istikrarsızlığa açık yapısı hakkındaki tartışmalar da bu atmosferde yoğunlaşmıştı. Hükûmet kurma sorunları, siyasi kutuplaşma ve güvenlik krizleri Türkiye’de kaos ve istikrarsızlık tartışmalarını beraberinde getirmişti.

1 Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti yeniden tek başına iktidara gelince dengeler değişti. PKK hendeklere gömülünce, FETÖ’cüler bir bir ülkeden kaçınca ve örgütlerin devlet içerisindeki yapılanmalarına yönelik operasyonlar yoğunlaşınca Türkiye’deki siyasi atmosfer de değişmeye başladı. HDP’li bazı siyasetçilerin tutuklanması ve yargılanması, ülkedeki siyasi tartışmaları daha da alevlendirdi. Bu süreçte HDP ile PKK arasındaki ilişkiler, siyasi temsil ve terörle mücadele konuları kamuoyunun gündemindeki yerini korudu.

Cumhuriyet gazetesi ve çeşitli medya kuruluşları da FETÖ yapılanmasına ilişkin tartışmaların merkezinde yer aldı. FETÖ ve PKK’yla bağlantılı olduğu ileri sürülen kişi ve çevrelere yönelik soruşturmalar, siyasi kamplaşmayı derinleştirdi. Şehit cenazelerinde yaşanan gerginlikler ve terörle mücadele konusundaki açıklamalar da toplumdaki öfkeyi artırdı.

Kandil ve Pensilvanya, bu dönemde Türkiye’nin siyasi tartışmalarında farklı örgütlenmelerin merkezleri olarak anılmaya devam etti. Türkiye’ye karşı düşmanca tutum sergilediği düşünülen çevrelerin bu merkezlerle ilişkileri hakkındaki iddialar, kamuoyunda geniş yankı buldu.

AK Parti karşısındaki siyasi yenilgiler ve başarısızlıklar, muhalif çevreleri yeni müttefikler aramaya yöneltti. 15 Temmuz 2016’da yaşanan başarısız darbe girişimi sırasında darbecilerle görüşüldüğüne ilişkin iddialar da siyasi tartışmaların bir parçası oldu. Darbe girişiminin demokrasiye yenilmesi, PKK’nın ağır kayıplar vermesi ve FETÖ’nün ciddi kan kaybı yaşaması, Türkiye’deki siyasi dengeleri yeniden değiştirdi.

PKK’nın beli kırılıp ezilince ve FETÖ ağır kan kaybı yaşayınca, bu yapılarla mücadele Türkiye’nin öncelikli meselelerinden biri hâline geldi. Bununla birlikte terörle mücadele, siyasi ittifaklar ve yargı süreçleri hakkındaki tartışmalar devam etti.

16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen anayasa değişikliği referandumu da Türkiye’nin siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Referandumun ardından yönetim sistemi tartışmaları yoğunlaştı. Seçim sonuçları ve geçerli-geçersiz oylar üzerine yürütülen tartışmalar, siyasi kutuplaşmanın devam ettiğini gösterdi.

Türkiye’nin yakın siyasi tarihi; ideolojik çatışmaların, askerî müdahalelerin, ekonomik dönüşümlerin, terörle mücadelenin ve siyasi ittifakların iç içe geçtiği bir süreçtir. Bu süreçte yaşananlar, Türkiye’nin güvenliği ve istikrarı açısından önemli sonuçlar doğurmuştur.

İyi günler diler, aziz okuyucularımıza saygılar sunarım.

Kubilay Sarı – Avrupa Türk Gazetesi yazarı
Avrupa Türk Gazetesi © GAZETEMİZİN YAZARI

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Avrupa Türk Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Yorumlar

  1. Sadi Delioğlan dedi ki:

    Elinize sağlık Kubilay bey