Reklam
Avrupa Türk Gazetesi

Jürgen Klopp’un hikayesi

Jürgen Klopp’un hikayesi


Mitolojide Liverpool’un armasında yer alan ‘Anka Kuşu’nun küllerinden yeniden doğduğu anlatılır… Alman teknik adam Jürgen Klopp, bugünlerde ‘Anka Kuşu’nu diriltmekle meşgul…

 


Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Roma’yı 5-2 mağlup eden Liverpool, finale doğru emin adımlarla ilerliyor. 2005’te İstanbul’da Milan’ı efsane bir geri dönüşle deviren Kırmızılar, en büyük kupayı 6. kez müzesine götürmeyi hedefliyor. Liverpool’un bugünkü haline gelmesinde kuşkusuz en büyük pay Jürgen Klopp’a ait…


Dortmund’ta geçirdiği harika günlerin ardından 2015’te Liverpool’un yolunu tutan Jürgen Klopp, o günden bu yana Merseyside ekibini eski günlerine döndürmeye çalışmakla meşgul. Klopp’un teknik direktörlüğü başlamasından bugüne kadarki hikayesini inceleyelim…


“BABAM ACIMASIZDI”Jürgen Klopp’un babası Norbert Klopp’un, duvar tamir edip dübel satarak geçimini sağlayan biri olsa da, gençliğinde ışık veren bir kaleci adayı olduğu bilinir. 2 kız çocuk sahibi olduktan sonra ısrarla erkek çocuk isteyen Norbert Klopp, minik Jürgen’e kavuştuktan sonra oğlunun spor eğitimi almasını ister. Bu nedenle Jürgen Klopp’un çocukluğu futbolun yanı sıra kayak ve tenisle geçmiş.  Alman teknik adam 2009’da Alman Zeit’a verdiği röportajda o günleri şöyle anlatıyor:


“Sorun, babamın her zaman benden daha iyi olmasıydı. Yarıştığımızda, ben henüz 20 metre koştuğumda, o yolu çoktan yarılamış olurdu. Teniste beni 6-0, 6-0 yenerdi. Filenin diğer tarafından ona ‘Bunun eğlenceli olduğunu mu sanıyorsun’ diye bağırdığımda bana ‘Bunun eğlenceli olduğunu mu sanıyorsun’ diye aynı tonla cevap verirdi.


Kayak yapmaya giderdik, hep benim önümde olurdu, sadece arkadan onun kırmızı anorağını görebilirdim, beni hiç beklemezdi. Benim kusursuz bir kayakçı olmamı isterdi. Beni az öven, çok eleştiren biriydi. Acımasızdı.”


Çocukluk yıllarında Stuttgart taraftarı olan Jürgen Klopp, 1989’da ilk profesyonel kontratını Mainz’la imzalamadan önce film kasetleri kiralayan bir dükkanda çalışıp, sonrasında da kamyonlara yük taşımış. Öyle bir kader ki; video kaset satmaktan kamyona yük taşımak kadar keskin bir geçiş olmasa da, Mainz’daki kariyerine yetenekleri kısıtlı bir santrfor olarak başlamasına rağmen stopere devşirildi.


Mainz’dan takım arkadaşı Thomas Ziemer, deplasman kamplarında Klopp’la tüm gece sohbet edip sigara içtiklerini, bununla beraber Alman teknik adamın takım içinde en sevilen oyuncu olduğunu anlatırken şunları ekliyor “Birçok fikri vardı. Ve teknik direktörümüz Wolfgang Frank ile taktikler konusunda tartışırdı. O zaman onun teknik direktör olmak için doğduğunu anlamıştık.”


İLHAM KAYNAĞI WOLFGANG FRANKJürgen Klopp’un futbolcu olarak Mainz’da forma giydiği dönemde teknik direktörlüğünü yapan Wolfgang Frank, İtalyan teknik adam Arrigo Sacchi’den etkilenerek Almanya’da ‘Gegenpressing’in tohumlarını atan kişi olarak biliniyor. Frank’in felsefesi, liberosuz bir 4’lü defans ile oyunu belli bölgelerde sıkıştırmaktı.


Ancak bu stratejinin Klopp’u en çok etkileyen kısmı, takımdaki herkesin topun olduğu bölgeye hareketleniyor olmasıydı. Çünkü bundaki amaç, topa sahip olan rakibin çevresinde oluşturulan sayısal mükemmellikle beraber doğru pozisyon alınarak topun kazanılması ve hemen sonrasında oyunun genişletilmesiydi. Bu oyun stili, günümüzde sizlere bir yerden tanıdık geliyordur…


TEKNİK DİREKTÖRLÜĞE İLK ADIMMainz’da o dönem futbolcu olarak 2,300 Mark (5000 Lira) kazanan Klopp, Mainz’dan haftada 2 kez Köln’e giderek (400 kilometre) Erich Rotemuller’in teknik direktörlük kursuna başladı. Ve 2001’de kader ağlarını ördü…


Mainz Teknik Direktörü Eckhard Krautzun’un görevine son verilince sportif direktör Christian Heidel’le futbolcular arasında acil durum değerlendirilmesi yapıldı ve “Yeni teknik direktör kim oldu?” diye telefonla arayan altyapı antrenörüne Klopp “Benim” yanıtını verdi…


2 sezon boyunca Bundesliga’ya yükselme şansını son hafta kaybeden Mainz, Klopp yönetimindeki 3. sezonda Almanya’nın en üst düzey futbol ligine çıkmayı başardı. Ancak 2000’de kanserden yaşamını yitiren babası Norbert Klopp oğlunun bu başarısını göremedi.


Bu yıllarda apayrı bir diriliş hikayesi yazan Borussia Dortmund, 2008’de Jürgen Klopp’u göreve getirdi. Ancak Mainz’dan ayrılmak kolay olmayacaktı. Aynı günün akşamı Klopp, futbolcu olarak kariyerinin neredeyse tamamını geçirip, teknik direktörlüğe başladığı Mainz’a veda ederken duygusal anlar yaşadı.


Mainz kentinin merkezinde kurulan sahnede ‘Niemals geht man so ganz’ (Kimse ebediyen ayrılmaz) adlı parça çalarken Klopp’un gözlerinden akan yaş, sanılanın aksine Almanların robot olmadığının kanıtı gibiydi.


DORTMUND’DA DA KALPLERİ FETHETTİJürgen Klopp’un hikayesinin belki de en bilinen kısmı Borussia Dortmund kariyeriydi. Görev yaptığı 2008-2015 yılları arasında Bayern Münih gibi bir rakibe rağmen 2 Almanya şampiyonluğu, 2 Almanya Süper Kupası ve 1 de Almanya Kupası kazandı.


7 yıllık dönemde hafızalara en çok kazınan an ise, Borussia Dortmund’un 25 Mayıs 2013’te Wembley’de Bayern Münih’e 2-1 kaybettiği Şampiyonlar Ligi final maçı oldu.


2013’te, Borussia Dortmund ile 2 şampiyonluk yaşamış olan Jürgen Klopp’a Manchester United ve Tottenham Hotspur talip oldu. Man United CEO’su Ed Woodward Klopp’a, Old Trafford’ın \


2015 yılı ise Borussia Dortmund için hayal kırıklığıyla tamamlandı. Küme düşme hattına kadar gerileyen sarı-siyahlılarda Klopp mayıs ayında görevini bırakırken Alman ekibi de sezonu 7. sırada bitirebildi. Ancak Alman teknik adam ayrılırken Dortmund’a iyi bir takımla beraber önemli de bir yol haritası bıraktı.


‘Gegenpressing’ ile Signal Iduna Park’ı, Avrupa’nın doluluk oranı en yüksek stadı haline getiren Klopp, rakibi kendi sahasında adeta boğarak takımındaki birçok görev adamını Avrupa transfer piyasasının en önemli oyuncuları haline getirmişti…


Klopp’un Borussia Dortmund’daki yıldızlarından Marco Reus, Alman teknik adam için \


“NORMAL BİRİYİM” Aynı yılın ekim ayında, görevine son verilen Liverpool Menajeri Brendan Rodgers’ın yerine geçen Klopp, Ada basınına tanıtıldığında “Normal biriyim” diyerek Manchester United Menajeri Jose Mourinho’ya göndermede bulundu. Ligde en son 1989-1990 sezonunda şampiyon olabilen Liverpool’u zirveye taşımak kolay olmasa da, Kırmızılar’ın hem ligde hem de Avrupa’da efsane olduğu yıllara dönmesi uzun sürmeyebilir.


2015 Ekim’de geldiği Merseyside ekibiyle sezonu 8. sırada tamamlayan Klopp, o sezon Avrupa Ligi’nde finale kadar yükseldikten sonra İspanyol temsilcisi Sevilla’ya 3-1 mağlup olarak kupayı son anda kaybetmişti. Alman teknik adamla geçen sezonu 4. sırada tamamlayan Liverpool, bu sezon da Premier Lig’de mutlu sona ulaşamasa bile Şampiyonlar Ligi’nde rakiplerine gol yağdırarak yükseldiği çeyrek finalde, Pep Guardiola’nın yüksek bütçeli Manchester City’sini perişan edip adını yarı finale yazdırmayı başardı.


Klopp’un, sezon ortasında Barcelona’ya transfer olan Coutinho’nun boşluğunu transfer yapmadan doldurması ve “Daha büyük bir takıma gitmek istiyorum” açıklamasını yapan Emre Can’dan faydalanmamasına ek olarak, kariyerinin büyük bir kısmını sağ kanat olarak geçiren James Milner’dan da sol bekte maksimum verim alması, sisteminin ne kadar güçlü olduğunu gösteren önemli detayları olarak dikkat çekiyor.


Anfield’ın yeni kahramanı Mohamed Salah da \


GUARDIOLA’NIN KORKULU RÜYASI Alman teknik adamın önce Borussia Dortmund ve son yıllarda da Liverpool’da oynattığı futbol, Avrupa futbolunun son 10 yılına damga vuran Pep Guardiola’yı oldukça zorluyor. Katalan teknik adamın ‘pozisyon futbolu’ olarak tabir edilen, yüksek oyuncu tekniğine bağlı çeşitli pas organizasyonlarıyla sonuca gittiği futbol anlayışında, atakların başlangıç noktası savunma.


Ve bu bölgede Klopp’un çok adamla eş zamanlı yaptırdığı hücum pres, Guardiola’nın savunma oyuncularını top kullanma konusunda zor durumda bırakırken, oluşan hatalar da Liverpool’un hızlı hareket eden hücum oyuncuları tarafından eşsiz fırsatlara dönüştürülüyor ki bunun galibiyet rakamlarına yansıdığını görmek de mümkün.


İki teknik adamın Bundesliga’da başlayan rekabetinde (Borussia Dortmund-Bayern Münih), geride kalan 14 maçta Jürgen Klopp’un 8 galibiyeti bulunurken 1 maç berabere sona erdi. Bu istatistiklere göre Jürgen Klopp, Pep Guardiola’yı en çok mağlup eden teknik adam olarak kayıtlara geçmiş durumda…


‘GEGENPRESSİNG’İ (KARŞI PRES) HANGİ DİZİLİŞLE UYGULUYOR? Klopp, ile Guardiola bir konuda birbirlerine benziyor. İkisi de temel oyun stratejileri konusunda oldukça muhafazakar, esneklik göstermeyen teknik adamlar. Guardiola, mentörü olan Johan Cruyff’un “Top sizde kaldığı sürece asla gol yemezsiniz” düşüncesinin makyajlı halinden vazgeçmiyor. Klopp’un karşı presi ise, Alman teknik adam için belki de şapka ve eşofmanından daha da vazgeçilmez.


Klopp, Liverpool’a ilk geldiğinde diziliş olarak 4-3-2-1’i tercih etse de, kadrosunu istediği kıvama getirdikten sonra 4-3-3’te karar kıldı. Ancak Klopp diziliş konusunda, oyun felsefesi kadar muhafazakar olmadığı için oyun içerisinde değişiklikler yapabiliyor. Top rakipteyken zaman zaman 4-5-1’e bürünen Kırmızılar, topu kazandığı anda hücumda 3-5-2’ye dönüşerek rakipleri için önlem alınması zor bir takım haline gelebiliyor.


Borussia Dortmund’daki döneminde olduğu gibi, 1 tane 6 numara (defansif orta saha), 2 de 8 numarayla (oyunun hem defansif hem de ofansif yönünü oynayabilen oyuncular) orta sahasını organize eden Alman teknik adam, kendisine şöhret ve başarıyı getiren Gegenpressing’i şu sözlerle tanımlıyor:


“Topu kaybettiğiniz an, onu geri kazanmanız için en ideal zamandır. Rakip topu nereye yönlendireceğini belirlemeye çalışırken ikili mücadeleye girip enerjisini tüketerek oyun görüşünü de yitirmiş oluyor. Bunun sonucu olarak da o an için zayıf duruma düşüyor. Rakip yarı sahaya yakın bölgede topu kazandığınız anda da, gol pozisyonuna sadece 1 pas uzaklıkta oluyorsunuz. Dünyadaki hiçbir oyun kurucu, karşı pres kadar iyi değil.”


GEGENPRESSİNG’İN SONUÇLARI AĞIR OLABİLİYOR Gegenpressing’in birçok varyasyonu mevcut. Jupp Heynckes’in Bayern Münih’te bir önceki görev yaptığı dönemde uyguladığı karşı preste Bayern Münih’li bir oyuncu, topu o an ayağında tutan rakibe pres yaparken diğer oyuncular da pasın gidebileceği oyunculara pres yapıyordu. Guardiola ise, temel felsefesi ‘tiki-taka’ olsa da 3 oyuncusuyla, rakibin yakın çevresinde pas verebileceği oyuncuları marke ederek karşı presin farklı bir çeşidinden faydalanıyor.


Ancak bu izlemesi kadar oynaması da zevkli olan oyun stili büyük riskler de taşıyor. Üst düzey tekniğe ve oyun görüşüne sahip oyunculardan kurulu takımlar, kendi yarı sahasında ve sonrasında da orta sahada yapılan çok adamlı baskıyı direkt paslarla geçtikten sonra ters kanada attıkları uzun toplarla büyük tehlike yaratıyor. Bu noktada karşı presi uygulayan takımın savunma oyuncuları yeterli atletizm ve pozisyon bilgisine sahip değilse %100’lük gol pozisyonlarıyla karşı karşıya kalabiliyor.


“ALMANYA DEVLET BAŞKANI OLABİLİR”Klopp kısa ve uzun sürede Liverpool’a ne kazandırır bilinmez ancak Anfield’daki coşkulu futbol daha büyük kitlelere ulaşacak gibi gözüküyor. Alman gazeteci Martin Quast’ın, Klopp hakkındaki \


BONUS: KLOPP’TAN İNCİLER… Bayern Münih’e karşı mücadele: “Dünyada, Bayern Münih ile aynı ligde mücadele edip şampiyon olabilecek bir takım bulun. Eğer bu yaz 2. olursak bir kamyonla kendi bahçeme dalacağım. Eğer kimse bayram etmezse ben edeceğim.”


Mats Hummels’in sakatlık problemleri hakkında: “Onu, kocası hapishanede olan iyi bir ev kadını gibi bekleyeceğiz.”


Bayern Münih’e karşı elde ettikleri zaferden sonra: “Dortmund burada son kazandığında birçok oyuncum emziriliyordu.”


Arsene Wenger ile kendisi arasındaki fark: “O topa sahip olmayı ve pasları seviyor. Bir orkestra gibi. Ancak sakin bir şarkı. Ben heavy-metal’i daha çok seviyorum. Ben yüksek sesi severim.”


Tribüne yollanmasıyla ilgili: “Teknik adam olarak ilk kırmızı kartımla gurur duyuyorum. 4. hakemin yanına gidip ‘Kaç kez hata yapma hakkın var? Eğer 15 ise 1 hakkın daha var.’ dedim”


Borussia Dortmund’un ezeli rakibi Schalke 04’lü bir taraftarın Bundesliga şampiyonluğunun sırrını sorması üzerine: “Bir köre bir rengi nasıl anlatabilirsin?”


Futbola kendi perspektifinden bakışı: “Çok duygusal, çok hızlı, çok kuvvetli, sıkıcı değil, satranç değil. Tabii ki taktiksel, ancak taktikle beraber büyük bir yürek. Taktiksel şeyler önemlidir, onlar olmadan kazanamazsınız, ancak farkı duygu yaratır.”


Dortmund’da yarattığı futbol stili üzerine: “Taraftarlarımız bizi sadece siyah ve sarı formalarımızla tanımamalı. Kırmızı forma giysek bile ‘Waow! Bu sadece Borussia Dortmund olabilir’ demeli”


Barcelona’nın ‘tiki-taka’sı hakkında: “Bana göre bir spor değil. %80 topla oynama oranıyla kazanmayı sevmiyorum. Bu benim için yeterli değil. Kavgacı futbolu seviyorum, sakin futbolu değil. Almanca’da ‘İngiliz’ kelimesinin karşılığı; yağmurlu bir günde, ağır bir zeminde, 5’erli takımların, yüzü kirli olarak eve gidip haftalarca futbol oynayamaması demek.”


Saç ektirmesi hakkında: “Evet, bu doğru. Saç ektirdim. Ve sonucun hoş olduğunu düşünüyorum, yoksa siz düşünmüyor musunuz?”

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Avrupa Türk Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

istanbul escort