Reklam
Avrupa Türk Gazetesi

Fethullah Gülen kimdir?

Türkiye ve uluslararası güvenlik birimleri tarafından devlete ‘Paralel Yapı’ olarak tespit edilen, kendisini gizleyen ve kamufle ederek yasadışı faaliyet yürüten, kendisine kamuoyunda ‘cemaat’ ve ‘Hizmet hareketi’ dedirterek taban kazanmayı amaç edinmiş, karanlık-mistik Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) vatan-hainliğine kadar varan, çeşitli ağır suçlardan sorumlu firari-kaçak terörist ele-başı Fethullah Gülen kimdir?

Fethullah Gülen kimdir?

M. Fethullah Gülen (d. 27 Nisan 1941; Pasinler, Erzurum), imam, vaiz, şair ve yazar olarak gösterilen küresel bir terör örgütü’nün aranan firari ele-başı’dır. Hakkında açılan pek çok davadan yırtmak için adını ‘Fetullah’tan ‘Fethullah’a çevirdi. Ermeni kökenli Gülen, ‘Abdulfettah Şahin’ kod adını da kullanmaktadır.

Kamuoyunu yönlendirmek için kurduğu bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın kurucuları arasındadır ve vakfın onursal başkanı olması nedeniyle bu yapı örgüt-başı Gülen’in sözcüsü olarak bilinmektedir. 1999 yılı Mart ayında 28 Şubat süreci’nde Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer sebebiyle Amerika Birleşik Devletleri’ne, Türkiye’de Gülen’e karşı açılan davalardan yırtmak amacıyla kaçan Gülen, sağlık ve tedavi sebebini bahane göstererek o tarihten bu yana ABD’nin Pensilvanya eyaletindeki Saylorsburg kasabasında ‘Altın Nesil Vakfı’ adına örgüt elemanları tarafından yaptırılan çiftlikli saraya’da ikame etmektedir. Pensilvanya’daki Saray’ın Hollanda’nın Rotterdam şehrinde yaşayan Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) lider kadrosunda bulunan militanı Necdet Said Başaran tarafından FETÖ’nün Avrupa ve Türkiye’deki vatandaşlardan söğüşlediği öğrenilen kara-parayla alındığı ve yaptırıldığını Nurettin Veren belgelemektedir.

50’yi aşkın kitabı, çeşitli dergilerde makaleleri ve birçok şiddet çağrısı da yapan, ajitasyon ve ağlama içerikli vaazı yayımlanmıştır. Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi bildiği iddia edilmektedir.

27 Mayıs 1960 darbesiyle birlikte ABD uydusundaki CİA’nın Türkiye operasyonları olarak bilinen ‘Gladyo’ faaliyetlerinde hukuk dışı terör ve anarşi’ye etkin olarak katkı yapmıştır. İstihbaratçılık eğitimini asker’de telefon dinleme ve çözümleme olarak, muhabarat bölümünde yapan Gülen’i yükselmesi; 27 Mayıs darbecisi, sonradan Kara Kuvvetleri Komutanı olacak dönemin Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanı Orgeneral Cemal Tural ve sonradan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür’ün tanışmasıyla oldu. Yeni Şafak’in yayınladığı belgelere göre yine aynı yıllarda Mason oldu ve ABD’de yetişen CHP eski Genel Sekreteri Kasım Gülek’le iyi ilişki sağlayarak o kesime sızdı. Yine ilerleyen süreçlerde sıkı ABD’ci olarak bilinen Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in dostu olmuş ve Türkiye’deki yargılamalardan yırtmak için, onun işaretiyle ABD’ye kaçmıştır.

Eski Ankara İl Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın raporuna göre Fethullah Gülen, (Kürtçülüğü nedeniyle terör örgütü PKK’nın da benimsediği) Said Kürd-i’nin (Nursi) görüşleri ve Risale-i Nur kitaplarını kendince yorumlayarak Kürt-İslam sentezi çerçevesinde buradan kendisini ‘kainat imamı’ ve hatta Allah yarısı anlamına gelen ‘Kutbul aktab’ olarak merkeze koyan “Gülen Hareketi” adlı gizli ve mistik organize suç/kriminal örgütü’nün kurup liderliğini yapmaktadır. Gülen’in eserleri okunduğunda anlaşılacağı üzere Hristiyanlık, Musevilik, Budizm, Syntology- ve Moon tarikatlarının felsefelerinden etkilenlendiği, eylem ve söylemlerinde buralardan içerik kullanarak bunları kendi uydurduğu batı’ya uyumlu olarak adı konulan ‘ılımlı İslam’a entegre ettiği anlaşılmaktadır. Eski sağ-kolu Nurettin Veren’e göre Gülen’in kendisine biçtiği ‘Kubul aktab’ görevine uygun olarak dinleri birleştirme gibi bir İslam dışı ütopyası olduğu bilinmektedir. Gülen’in görevli oluşu, bu çerçevede Vatikan’a gidip II.John Paul’a yaptığı görüşmede ve ona Hristiyanlar gibi ‘Cenapları’ şeklinde hitap ederek yazdığı mektupta yansımıştır. Bu ilişkilerin dışarıya yansıması neticesinde faili meçhul araştırmacılar Necip Hablemitoğlu ve Aytunç Altındal ile yaşayan araştırmacı-yazar Nurettin Veren, Gülen’in 21’inci asırda Türkiye’yi ve Asya’yı Hristiyanlaştırmak üzere Vatikan tarafından görevlendirilen ‘gizli kardinal’ olduğunu yazıp deşifre etmiştir.

Özellikle ‘dinler arası diyalog’ ve ‘hoşgörü’ gibi kavramları kötüye kullanarak kendisine yurtdışında ve özellikle de batı’da zemin kazandıran örgüt ve lideri, insan kaynağı olarak ise yasal görünümde eğitim kurumları vasıtasıyla beyinlerini yıkadığı Müslüman-Türk gençlerini kullanarak, medya başta olmak üzere ve diğer sektörlerdeki çeşitli kurumlarıyla ulusal ve uluslararası güvenliğe ciddi tehdit oluşturmaktadır. Gülen ve örgütü, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Akdoğan’ın deyimiyle ‘darbe ve kumpas’ sözcükleriyle özdeşleşmiş bir neo-faşist mafya örgütüdür. 2003’te öldürülen Dr. Necip Hablemitoğlu’na göre ise Fethullah Gülen Terör Örgütü, ‘küresel mafya’ olarak tanımlanıyor.

Hakkında açılan davalar

Ana madde: Gülen Davası

28 Şubat süreci devam ederken 1999 yılı Haziran ayında ATV başta olmak üzere, ulusal televizyon kanallarında yayınlanan bazı video görüntüleri Türkiye’deki, laik düzen yerine şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak için taraftarlarını teşvik ettiği suçlamalarına neden oldu. Bunun üzerine, 22 Ağustos 2000 tarihinde aleyhinde dava açılmış, bu dava 2000 yılı Aralık ayında çıkan af ile askıya alınmıştır. 2006 yılında Terörle Mücadele Kanununda (TMK) yapılan değişiklik sonrasında Gülen’in avukatlarının başvurusu nedeniyle yeniden görülmüş, 2008 yılında cürüm ve şiddete başvurarak teşekkül oluşturduğuna dair delil olmadığından beraat etmiş ve karar Yargıtay Ceza Genel Kurulunca da oybirliği ile onanmıştır.

Ocak 2008’de devlet kadrolarına sızdıkları yolundaki iddialara değinen Gülen, bir insanın kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki bazı müesseselere girmesi için teşvik etmesine ‘sızma’ denemeyeceğini söyledi:

Teşvik edilen insanlar da o müesseseler de bu ülkeye ait. Kastedilen manadaki sızmayı belli bir dönemde Türk milletinden olmayanlar yaptılar hatta belli yere kadar geldiler. Belki endişelerinin altında o sızıntıların fark edilmiş olabileceği endişesi var. Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır girer oraya; mülkiyeye de girer adliyeye de, istihbarata da girer hariciyeye de.

30 Ekim 2014 yılında gerçekleştirilen ve yaklaşık 10 saat süren MGK sonucunda Fethullah Gülen’e bağlı kurumlar ifade edilerek legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar olarak kaydedilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan alınacak bu karar için öncesinde “Onlarla ilgili çok daha farklı bir adımı atacağız. Çünkü bu operasyon öyle lokal değildir. Geneldir ve bunun adımını atacağız. Bu ay yapacağımız Milli Güvenlik Kurulu toplantısında benim de önemli bir gündemim olacak, o da bunların yanında ülkemizi tehdit eden hangi unsurlar varsa, bunlara yönelik Milli Güvenlik Belgesi’nin gözden geçirilmesidir” demiştir. Bu karar sonrasında MGK Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu tarafından Kırmızı Kitap veya Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) olarak adlandırılan resmi kitaba Fethullah Gülen ile bağlantılı kurumlar PDY/PÖ (Paralel Devlet Yapılanması/Pensilvanya Örgütü) adı altında eklenmiş ve Fethullah Gülen devlet düşmanı olarak kabul edilmiştir. MGK’da alınan bu kararlar 24 Kasım 2014 yılında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulunda onaylanmış ve böylece resmiyet kazanarak MGK Genel Sekreterliği’ne gönderilmiştir.

İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebini şu gerekçe ile uygun görüp, Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkardı. İstanbul merkezli paralel yapı soruşturması kapsamında Fethullah Gülen hakkında verdiği kararda, “Şüphelinin soruşturma kapsamında, örgüt kurarak yönettiği yönünde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, 10 yılı aşkın süredir yurt dışında olduğu ve dönmediği, şüpheliye ulaşılamaması ve savunmasının tespitinin mümkün olmaması nedeniyle terör örgütü kurma ve yönetme suçundan hakkında yakalama kararı çıkarılması şeklinde hüküm kurulmuştur” ifadeleri yer aldı.

Söz konusu kişi hakkında işlediği suçlardan ötürü sürekli dava açıldığı için, son güncelleme: 11 Mart 2016.

Avrupa Türk Gazetesi © ÖZEL ARAŞTIRMA / PORTRE

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Avrupa Türk Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Kamil dedi ki:

    Böyle bir kişi yakalayıp idam etmeniz gereekir serefsizi içerde kuzu gibi beslemeyeceksiniz böyle serefsizleri vatan Hainlerini serefsizleri

BİR YORUM YAZ

Captcha loading...