Reklam
Avrupa Türk Gazetesi

Depresyonda olmak yada olmamak seçim senin

Avrupalı Türklerin sesi AVRUPA TÜRK GAZETESİ yazarı Hatice Kalinda Sezer yazdı.

Hatice Kalinda Sezer

Hatice Kalinda Sezer

Yaşam koçu, terapist, Avrupa Türk Gazetesi yazarı | Hatice Kalinda Sezer kimdir?

Çağımızın en büyük hastalıkları arasına yer alan ‘depresyon ‘ insanlarda mutsuzluk, isteksizlik duygu durumunu yaratıyor. Bireylerin her yolu denemelerine rağmen bir türlü istedikleri duruma ulaşamamaları hali de diyebiliriz.

Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) araştırmalarına göre ; dünya nüfusunun%5,6 oranında insan depresyondaymış. Rakamların her geçen gün daha da artmakta olduğunu da eklemeliyim.Bu oranın büyük bir çoğunluğunu ise kadınlar oluşturmakta , bu da gösteriyor ki kadınlar depresyona daha meyilli.Günümüzde kadınların depresyona girme oranının erkeklerden % 50 daha fazla olduğunu biliyoruz.

Kadınların birtakım fizyolojik özellikleri depresyon belirtilerini ortaya çıkarabiliyor. Doğum, gebelik, premenstrüel(kadınlarda adet döngüsü) evreler kadınlarda depresyon için riskli dönemler. Doğum yapan her 10 kadından biri depresif semptomlar gösteriyor. Bu dönemlerde kadınlarda ortaya çıkan depresyon duygu durumu onların hayatlarını oldukça zora sokuyor.

İntihara kadar sürükleyen depresyon nedeniyle her yıl yaklaşık 1 milyondan fazla kişi yaşamına son veriyor. Evet doğru okudunuz, çok fazla önemsemediğimiz hatta çoğu yerde hastalık sınıfına bile alınmayan afilli de bir adı olan bu hastalıktan çok sayıda insanımızı kaybediyoruz.

Hollanda’da ise bu oran % 7 . Hollanda nüfusuna bakınca bence yüksek bir oran. Pek çok sayısal verilere göre Hollanda’nın çocuk yetiştirmek için ideal bir ülke olduğu söyleniyor. Depresyonun nedeni kültürü ile alakalı imiş, insanlara fazla özgürlük sağlanması(!)
Türk kadınlarında depresyonun yüksek oranda görülmesinin, ataerkil toplum yapısına sahip olmamıza bağlıyorum. Erkeğin depresif belirtilerini gizlemesinin sebebi ise eksiklik, yetememe hissinden uzaklaşmaya çalışmasıdır, diğer taraftan erkeklerin depresif duygu durumun üstesinden gelebilmek alkol, uyuşturucu madde kullanımı, sex bağımlılığı gibi yollara başvurarak ya da depresif ruh halini dışa vurarak ifade etmesi, kadınların ise bu yolları tercih etmemeleri ya da edememeleri stres yaratan durum karşısında daha yoğun belirtiler göstermelerine sebep oluyor.
Eğer sizde de bunlar görülüyorsa;

artık yaptığınız işten, arkadaşlarınızla geçirdiğiniz zamandan, hatta cinsel ilişkilerden bile eskisi gibi zevk almıyorsanız, sürekli uyumak istiyorsanız, insanlarla iletişim kurmakta güçlük çekiyor hatta bunu istemiyorsanız, bu belirtilerin yanı sıra bugüne ve geleceğe karşı karamsar ve umutsuz bakış açısı eşlik ediyor ,,ne yaparsanız yapın bir türlü kendinizi mutlu ve canlı hissetmiyorsanız ve bunlar da bir süredir devam ediyorsa, hayattan zevk almak için bir destek almanın zamanı gelmiş demektir…

Depresyonun düzeyine göre, destek aldığınız uzman, psikolog ya da psikiyatrist desteği için sizi yönlendiriyor.

Ben kesinlikle uzman bir hekim değilim. İleri boyutta depresyon belirtileri gösteren kişilere tabii ki bir uzmandan yardım almalarını öneririm…

Söylediğim gibi ben bu konunun uzmanı değilim, fakat depresyona girip çıkma konusunda uzmanlaşmış biri olduğumu söyleyebilirim. Hayatımın çeşitli evrelerinde özellikle kendi vatanından, kendi topraklarından, kan bağı olan insanlardan kopmuş olarak başka bir ülkede yaşamaya gelen sıkça da depresyona girmiş olan sizlerden biriyim, yani ben SENİM…Şimdi de sana kendi izlediğim yolu anlatacağım.

Genellikle herkes depresyona girebilir, bu gayet normaldir kadın olarak fazlaca duygusal varlıklarız .Her devletin, her milletin, her şehrin, her toprağın, her cinsin kendine has ‘depresyonu’ vardır.

Etrafımızda yaşanan savaşlar, ölümler, yalnızlıklar, kayıplar, hatta dünyanın gidişatı yüzünden bile depresyona girebiliriz.Ama benim sloganım; depresyona girmek doğal ancak orada kalmak da , depresyondan çıkmak da bir seçimdir!

Yaşadığımız bütün o sıkıntılar ister maddi, ister manevi, fiziksel, duygusal olsun önceden yaşanmış olumsuz(kesinlikle kötü kelimesini kullanmam) duygulardan gelir.Bazılarımız başına bu tarz olaylar geldiğinde çok üzülmeyi veya reddetmeyi seçer bazılarımız ise o deneyimi yaşamayı kabullenir ,tıpkı fırtına karşısında bir ağacın dallarını rüzgara bırakarak sallanması gibi olana izin verir.Kazanan kim olur dersin? Tabii ki dallarını rüzgara bırakan ağaç, rüzgar karşısında dimdik durmak için direnen ağaç değil.

Başına güzel şeyler geldiğinde buna “iyi” dersin, hoşuna gitmeyen bir şey geldiğinde de bunun adına “kötü” dersin, inancında öyle olur.Bir zaman sonra da bu iyi ve kötü kelimelerinin fanatiği olursun ve fanatiksen kendi gerçeklerin doğrultusunda sınırlı hale gelerek öylece öfkeli, hüsran dolu, mutsuzsundur…

Bir şeye inandığın anda kendi gücünü ona teslim etmiş olursun.Hasta olmamıza şaşmamalı! Toplumsal bilinç denen bilinç düzeyinde yaşıyoruz. Başkalarının sınırlı düşüncelerine göre yaşamlarımız, gücümüzü başkalarına teslim ediyoruz.

Hiçbir şeyi, iyi ya da kötü diye yargılamadan ,onun sadece olduğu gibi olmasına izin verdin mi? Dene, sadece olanı olan olarak gör.

İyi ve kötüye sahip olmasan nasıl bir yaşama sahip olurdun? Mutlu, sağlıklı bir yaşama sahipsin.

Başına gelen hiçbir şey başkalarının suçu değildi; talihsiz, kader, kötü olarak adlandırdığın olayların bile.Her şeyin sorumlusu sensin, belki küçücük bir düşünceydi sonra ifadeye dönüştü şimdi de senin gerçeklerin olarak tüm çıplaklığıyla karşında ve sen de kara kuyularda acı içinde ve depresyondasın.

Bir şeyi yapmayı istediğini söyleyebilirsin ya da diğer bir seçim, yapmamayı da isteyebilirsin.Onun iyi-kötü, doğru-yanlış olduğunu düşünmen gerekmiyor.Sadece kendi isteklerin doğrultusunda hareket etmen kafi.Arzu ettiğin şeyleri yap!

Buna izin ver! Yargılamadan sadece izin ver.Kendini kanıtlamak ya da sahip olmak zorunda da değilsin. Kusursuzluğu istersin, iyi ve zengin bir koca, ev,araba, kariyer, iyi huylu çocuklar, güzel ve sağlıklı olmak, çok yiyip kilo almamak hep fit olmak istersin, aynaya baktığında güzel mutlu yüz görmek istersin ,istersin, istersin ,istersin bunun asla sonu yoktur.Bunlar büyük bir sınırlamadır yaşamda.

Kendini sevmeyi öğreneceksin, olduğun gibi, her halinle! Ve yine kendini sevmeyi öğreneceksin, içinde olmayan bir şeyleri dışarıda aramayı sürdürmeyi bıraktığında, senin dışındaki şeylerle kendini tatmin etmeye çalışmayı da bırakacaksın. Bırakamadığın sürece de duygusal çöküntü, bozuk psikoloji, depresyon, duygusal blokajlar sonuç hasta bir beden…

Sen yaralısın! Hem de her yanın yara berelerle dolu .Evet haklısın hayatında istediğin hiçbir şey istediğin gibi gitmiyor, başka kim depresyona girme hakkına sahip olur ki ? Uğur Koşar depresyonu; toprağa atılan tohuma benzetir, yeniden filizlenmek için çatlamayı göze almalısın, der.

Depresyona girmenin dışında başka bir seçim daha var önünde şimdi bunun kararını tek başına vermelisin.

Sorumluluğunu üstlen kendi hayatının kaosunu kendinin yarattığını idrak et ve gücünü tekrar geri kazan.Yaratıcı’ nın senin için yazdığını düşündüğün kaderi oynamaktan da vazgeç. Sorumluluğunu üstlen ve hayatındaki her şeyin tam da istediğin gibi olduğunu ,bunu farkında olarak ya da olmayarak kendine çektiğini bil.Bunu anladığın an suçlamalardan ,öfkeden, nefretten ,depresyondan seni kurtaracak ve sana huzuru getirecek olandır. Dünya tekamülünde birçok sınavımız vardır, düşmek,acı içinde kıvranmak, evlatlarımızı kaybetmek,dara düşmek ,haksızlığa uğramak vs vs vs. Fakat Yaratıcının sana lütfettiği “öz irade”yi kullanıp bulunduğun yerden kalkıp ilerlemenin seçimi ve sorumluluğu tamamiyle sana aittir.Hayatındaki her şeyi kazandıracağı deneyim için ben seçtim,tüm olmuş olanlardan ve halen olacak olanlardan bir şeyler öğrendim,armağanlar aldım,öğrenmeye de devam edeceğim.Hayatın döngüsü böyle.Yaşadıklarımdan bilgelik kazandım. Kurban diye bir şeyin olmadığını biliyor musun?

İstediğini yaratacak güç sende, içinde bir yerlerde onun uyandırma zamanı sence gelmedi mi?

İçine gömüldüğün,başkalarının sevgisine, merhametine,ilgisine ihtiyaç duyduğun sürece yaşamında ihtiyaç duyduğun kişileri yanında tutmak için bu duygulara tutunduğun sürece depresyondan ,aldığın ilaçlarla ,gittiğin psikologlarla çıkabileceğini düşünüyorsan şimdiden söyleyeyim yolunu uzatmış, faydasından çok zararını görmüş olursun.Başkalarının takipçisi olduğun sürece asla ilerleyemezsin!İstediğini yaratacak gücün olmadığından onu da bunun gibi şeylerde ararsın.Yanıt dışarda değil içinde! Kendine inanmayı öğrendiğinde bilme gücünü tekrar dışardan geri alırsın ,ve bilmenin verdiği bilgelikle huzuru yaşarsın.Dışarıda bir öğretmen yok,en büyük öğretmen senin içinde dışarıda seni iyi edecek bir doktor da yok seni iyi edecek tek kişi yine sensin.Seni sen yapan güç!

Farklı hissetmeyi seç,bunu istediğin ve yaptığın zaman her şey değişecek. İçindeki üstadın uyanma vakti geldi.Hatırla cevap içinde,mutluluk içinde!Yanıtlar sözlerin ötesinde ,bilgeliğin ruhunda üzüntü ve acıda kaybolmak yerine ruhunun bilgeliğine kulak ver.Ne düşünürsen onu hissedersin,hissettiğin şeyler de realitelerin haline gelir.Gerçeğini her an değiştirebilirsin.Nasıl mı?Düşünceni ve fikrini değiştirdiğinde hislerinde değişir zihninde açılmaya devam eder ,düşüncelerin güzelleştikçe bedenin de buna uyum sağlamak zorunda kalır.Sen hiç yukarı bakarak ağlayan birini gördün mü?Ya da çok neşeli görünen birinin omuzları düşük bir şeklide yere doğru baktığını? Anlatmak istediğimi anladın sanırım…

Şimdi mutlu ol, ayağa kal yukarı bak, derin bir nefes al, sahip olduğun her şey için şükranlarını sun ve tüm bunların olmasına izin ver.Olanlara ,kişilere içerlemeyi bırakmayı dene, kızma,nefret etme.Nefret bir kadının en büyük düşmanıdır.Senin tabiatın sevgi ve şefkattir, nefretle bunu kirletme.Ruhunun şifası mutluluk(sevinç) yerini dolduracaktır.

Mutlu ol! Hayatında sana sevinç vermeyen şeylerden kurtul,onların ne olduğunu çok iyi biliyorsun.Esaretinden kurtul.Hoşlanmadığın zevk almadığın hiçbir şeyi yapma,kendine hakkaniyetli ol,dürüst ol,herkese rağmen mutluluk duyduğun şeyleri yap.Yapmıyorsan eğer kendini sevmiyorsundur.

Niye depresyondasın biliyor musun?

Yapmak istediklerini yapamadığından,yaptığında duyacaklarından haa bir de en büyük korkun ,çünkü değişimden korkuyorsun.

Bilmediğin, tanımadığın şeylerden… Bilinmezlikten korkar insanoğlu.

İşte bu yüzden mutsuz,üzgün,gözünden yaş eksik olmayan ,yorgun,bezgin,bıkkın ve hatta kendi yaşamına son vermeyi düşünen zavallılarız galiba.

Hala seni terk eden eşinin arkasından mı ağlıyorsun?Hep aynı sıkıcı işe mi gelip gidiyorsun?Hep aynı monoton hayatı mı yaşıyorsun? Her akşam seni defalarca döven,hakaret eden, aldatan eşinle aynı evde mi yaşıyorsun? Rahatlamak için vücudunu uyuşturan maddelere mi ihtiyaç duyuyorsun ?Vs vs vs ……

Ama hala daha sızlandığın ,acı çektiğin şeyleri yapmaya devam ediyorsun ve bunları değiştirmekten de korkuyorsun.İstediğin kadar ilaç alabilirsin,hatta evden dışarı da çıkmayabilirsin, hiç kimseyle de konuşmayabilirsin hiçbir şeyin sana faydası olmayacak taa ki sen gerçekten iyileşmeyi isteyinceye kadar.Gözlerini yaşadığın o yalan dünyadan açıncaya kadar.

* Yazıma Voltaire ‘in çok sevdiğim bir sözüyle son vermek istiyorum.” Bizi şartlardan çok, ruh yapımız mutlu kılar.”
Aşkla ve sevgiyle……

Hatice Kalinda Sezer – Avrupa Türk Gazetesi yazarı
Avrupa Türk Gazetesi © GAZETEMİZİN YAZARI

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Enter Captcha Here : *

Reload Image

istanbul escort