Reklam
Avrupa Türk Gazetesi

Avrupalı Türk aydınlarından çağrı: Hollanda FETÖ’ye karşı uzmanların tecrübelerinden yararlansın, FETÖ’yü korumasın cezalandırsın!

Bir araya gelen Türk aydınları, AVRUPA TÜRK GAZETESİ’ne konuştu. ‘Hollandalı polis memuru Ayhan Durak davası ve kumpası’nı değerlendiren Avrupalı Türk akademisyen Sefa Yürükel, gündem yaratan çarpıcı uyarılarda bulundu.

Yıllar içinde planlı bir şekilde TSK’ya sızarak oradan ülkeyi ele geçirme planı yaptığı, ‘darbe girişimi’ görüntüsü verilmiş 15 Temmuz terörist saldırısı ve iç-işgal girişimiyle iyice ortaya serilen, sizin yerinde kullandığınız tabirle ‘robotlaşmış’ ve ele geçiremediğini öldürme üzerine programlanmış ‘terminatör’, bir örgütlenme modeli olan Fethullahçı terör örgütüyle (FETÖ) insanlık karşı karşıyadır.

Terörist-başı Fethullah Gülen’in ele-başılığını yaptığı şeref yoksunu kanlı örgütün yurtdışındaki Türklerin üzerindeki operasyonları da gün geçtikçe daha fazla gün yüzüne çıkıyor.

Bu bağlamda, Hollanda ve Avrupa’da ilki 2012’de başarılı Türk genci Denizhan Murat Üresin‘e ve yöneticisi olduğu Hollanda Türk Gençlik Kuruluşları Federasyonu‘na yapılan, 15 Temmuz’da sonra Hollanda’da da giderek artan FETÖ kumpas kurbanlarına bir yenisini daha ekleyerek, Türk kökenli Hollanda polis memuru Ayhan Durak’ın mağduriyetini AVRUPA TÜRK GAZETESİ gündeme taşıdı.

Sözde ‘Türk ajan’ olmakla itham edilerek hayatı karartılan Durak’ın Fethullahçıların tertiplediği kumpasla mağdur edildiği savcılığın (OM) görevlendirmesiyle yapılan geniş kapsamlı soruşturma sonucu Hollanda Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı raporuyla kesinleşti.

Polis memuru Ayhan Durak’ı mağdur edenler ise Fethullahçı Time to Help görevlisi Nimet Kurşun ve yalan dolu haberleriyle dikkat çeken ‘Fethullahçı zift medyası’ olarak bilenen yayında yazan Mehmet Cerit ile Hüseyin Atasever’in cezalandırılması için haklarında takibat başlatıldı. Grubun ‘FETÖ’ye eleştirel bakan Türkleri sindirmek için, Hollanda devletini Fethullahçı örgüt lehinde yönlendirerek harekete geçirmek için çok boyutlu çete faaliyeti kapsamında koordineli operasyon yürüttükleri’ kamuoyunda tartışıyor. Hollanda devletini, Türklere karşı harekete geçiren mekanizmasının karar verme süreçlerinde tepe noktasındaki isimlerin soruşturulduğu ve Fethullahçı terör örgütü’nün (FETÖ) Rotterdam’da yaşayan terörist üst-düzey yöneticisi olarak adı geçen Necdet Said Başaran adlı kaçak firarinin adının geçtiği konuşuluyor.

FETÖ’nün Avrupa’daki Türkler üzerinde devam ettirmekte olduğu kumpasları etraflı olarak değerlendirmek üzere bir araya gelen Avrupalı Türk aydınları sohbet tarzında karşılıklı sorular sorarak söyleştiler.

Akademisyen olarak Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde uluslararası ilişkiler ve anti-terör dersleri veren ve aynı zamanda FETÖ’nün tertiplediği Ergenekon kumpas davası’nda adı geçen FETÖ mağduru, sosyal-antropolog Sefa Yürükel, sorulara gündem yaratan yanıtlar verdi. Avrupa Türk Gazeteciler Cemiyeti Genel Başkanı araştırmacı-gazeteci Oğuzhan Kılıç ise yanıtlar verdi, sorular sordu ve değerlendirmelerde bulundu. Aynı zaman Hollanda Türkleri Konseyi Başkanı da olan Yürükel, yaptığı açıklamalarda Hollanda devletine ve toplumuna önemli çağrılar yaptı.

FETÖ’NÜN KUMPASLAR TERTİPLEYEREK YURTDIŞI TÜRKLERİNİ HEDEF ALDIĞI HOLLANDA DEVLETİNİN RAPORUYLA KESİNLEŞTİ; VATANDAŞ NASIL ÖNLEM ALACAK?
BİR) Adı, FETÖ’nün tertiplediği Ergenekon kumpas davası dosyalarında geçen bir aydın olarak yıllarca mağdur edildiniz. FETÖ, doğal siyasi içerikli ancak bir o kadar da mahrem konuşmalarınızı, korku salma amacıyla, dışarı sızdırdı. Fethullahçı şebeke sizi düşman belledi ve Erdoğan-AK Parti ile çatışmaya girdiği 17/25’ten (2013) sonra ise Basri Doğan adlı Fethullahçı bir görevli vasıtasıyla FETÖ, ‘Atatürkçü aydın’ olarak kumpas davalarıyla hedef aldığı bir kişi olarak birden bire, sizin yanınıza sokulmaya çalıştı ve utanmadan sizi kullanmaya-yönlendirmeye yeltendi, ki siz bunu fark ettiniz ve kendinizi bu şebekeye kullandırmadınız. Sürekli taktik izleyen FETÖ’nün manevra kabiliyeti ve casusları aracılığıyla toplumsal kesimleri ne kadar hızlı birbiriyle çatıştırabileceği potansiyeli iyice ortaya çıktı.

Fethullahçılık’tan vazgeçme imkanı verildiği halde gazeteciliğe sığmayan örgüt militanlığı hareketleri nedeniyle meslekten atılarak kartı yetkili makamlar ve Büyükelçilik’çe iptal edilen, suç sabıkasını kapsayan işlemler nedeniyle Türkiye’ye giremeyen, yargılanmaktan kaçan, kendisine medyacı görüntüsü vererek insanları kandırıp toplumdan bilgi toplayan ve beyanatlar alan bu Fethullahçı görevli elemanın ‘medya görevlisi’ görümü adı altında, bugün dahi halen kim tarafından görevlendirildiği bilinmiyor, hangi Fethullahçı örgüt görevlisi abisinden emir aldığını ısrarla gizliyor.

FETÖ’nün Türk aydınlarına karşı tertiplediği Ergenekon kumpasının pek çok bölümünde yurtdışı ayağında aktif görev alan Basri Doğan, özellikle Bedrettin Dalan’a karşı yürütülen tertipte aktif rol üstlendi, ‘medya görevlisi’ görünümü adı altında yurtdışında Türk vatandaşlarını takip ederek haklarında özel hayatlarına varıncaya kadar bilgi toplayarak fişlediği belirtiliyor. 90’lı yıllardan beri Fethullah Gülen’i eleştirmesiyle bilinen (ilk önce ANAP’tan sonra DYP’den) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Bedrettin Dalan, Fethullahçı teröristler tarafından yıllarca sözde ‘silah tüccarı’ ve benzeri delilsiz suçlamalarla, özellikle (bugün kapalı olan) Zaman, Stv ve Cihan gibi FETÖ medyası tarafından yaftalandı, hedef gösterildi, ölümle tehdit edildi ve bu nedenle Basri Doğan tarafından Amsterdam Schiphol havalimana indiğinde takibe alındı. Dalan, 2009’da Amsterdam Schiphol üzerinden geldiği Köln’de sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmıştı. Dönemim Zaman-Stv-Cihan görevlisi Fethullahçı Basri Doğan’ın ise kimden, Bedrettin Dalan’ın uçakla Schiphol’a ineceğine/indiğine dair bilgi aldığı (ki bunlar son derece mahrem bilgiler olup sadece gümrük istihbaratında olan bilgilerdir) ve Dalan’ı takip etmesi için talimat aldığı, ise hala karanlıkta. Bu sadece bir örnek.

Basri Doğan’ın attırdığı küçük düşürücü ve yalan başlıklar, suçu olmayan Bedrettin Doğan hakkında “522 gündür kaçak, yeşil pasaportumla dünyayı dolaşıyorum”

Bu örnekler ve son örneklerle birlikte Fethullahçı şebekenin Türkiye’den sonra yurtdışındaki vatandaşlar üzerinde uyguladığı bu kumpas furyasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Vatandaşlarımız bu örgütün faaliyetlerini, yaşadıkları devletlerin yetkili mercilerine nasıl bildirebilirler? Bildirmeliler midir? Ne yapmalılar? FETÖ mağduru deneyimli bir sivil toplum öncüsü ve aydın olarak sizden yardım alabilirler mi?

FETÖ’NÜN KÖTÜYE KULLANDIĞI EN ÖNEMLİ AYGIT MEDYA-BASIN
İKİ) Fethullahçı şebekenin kumpas tertiplerinde, sözde medya olarak göstermeye gayret ettikleri kendi yalan ve iftira dolu ‘zift yayınları’nın rolünü nasıl değerlendirmek gerekir? Bu hikayeyi biz Ergenekon, Balyoz ve benzeri kumpas tertiplerinde daha önce görmedik mi, yaşamadık mı? Örgüt menfaati için ‘basın etiğini ayaklar altına alan’, hatta bundan da ileri ‘her insanda en azından kırıntısı bulunması gereken ahlâk kurallarını ve insanlık şerefini ayakları altına alan’ Mehmet Cerit gibi FETÖ lehine kumpas yaptığı devletin raporuyla kesinleşen Fethullahçıların kendilerine gazeteci demeleri Fethullahçıların ahlâk düzeyindeki çukur seviyesinden de aşağı konumda olduklarının en somut göstergesi değil midir? Gerçek gazeteciler, bu çete’nin sözde ‘gazeteci’ kisvesiyle gerçekleştirdiği fütursuzluk ve ahlâksızlıkta vardığı bu noktadan ötürü oldukça rahatsızlar. Fethullahçı sözde medya elemanlarının bu çirkeflikleri sayesinde Hollanda makamları nazarında Türk gazetecilere farklı gözle bakılmasına yol açılabiliniyor. Buna karşı nasıl önlem almak gerekir?

“‘ERDOĞAN AJANI’ YAFTASININ TÜRKLERİ BASKI ALTINA ALMAK İÇİN İŞLENEN ‘FETÖ KUMPASI’ OLDUĞU BELGELENDİ”
Sefa Yürükel:
 Hollanda Polis teşkilatında, polis olarak çalışan Ayhan Durak’ın karşı karşıya kaldığı durum ve sonuçlarına baktığımız zaman, kumpas olduğu anlaşılan klasik bir ‘FETÖ operasyonu’ ile karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. İftira, sahte bilgiler ve ihbarları Polis teşkilatına gönderip Ayhan Durak’ın “Türk devleti için veya Erdoğan lehine casusluk” yaptığı iddiaları, Durak hakkında yaratılan derin şüphe ile psikolojik bir ortam yaratılarak görevden uzaklaştırılmasını sağlıyorlar. Burada FETÖ medyası’nın da ve Hollanda bürokrasisi’nin içindeki dostlarınında bu kumpas’ta kullanıldığı görünüyor. Çünkü, delile dayanmayan bir sonuçla karşı karşıyayız. Şimdide savcılığın (OM) talebiyle Hollanda Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü  bir soruşturmada, Durak’ın her hangi bir şekilde kendisine isnat edilen gibi suç işlemediği bilgisi bugünlerde yayın organlarında yer almaktadır. Burada üç şey söz konusudur.

“FETÖ HOLLANDA’DA KORUNDUĞU İÇİN BU CÜRETLE BURADA KUMPAS TERTİPLİYOR, ANCAK YOLUN SONU GÖRÜNDÜ ARTIK”
BİR)
FETÖ Türkiye’de Ergenekon, Balyoz, Casusluk davası, Atabeyler operasyonları ve benzeri bir yığın kumpas davalarda olduğu gibi, sahte ihbar ve kendilerine direnen kişileri tespit ederek ve ele geçiremediği kişileri bu tür ihbar listeleri ile Hollanda devleti ve milleti nezdinde pasifize etmek için ve insanların haysiyet ve işi gücü ile oynayarak, kendilerince cezalandırma yöntemini (burası Hollanda olmasına rağmen) uyguluyorlar. Burada sadece sorun FETÖ değil onları Hollanda’da koruyup kollayan bürokrasi içindeki ekiplerin varlığıdır. Burada koruma ve kollama olmasa, FETÖ bu kadar ileri gidemez. Neden başkaları bu şekilde bir faaliyet yapmıyor yada yapamıyor ve sonuç alamıyor da FETÖ alabiliyor? Bu sorunun yanıtı bellidir; bunun sebebi FETÖ’nün korunduğudur. Başka bir izahı yoktur.

“HUKUKUN VERDİĞİ KARAR SONUCUNDA; DURAK’A İADE-İ İTİBAR ve TERFİ VERİLMELİ, KUMPASÇILAR İSE CEZALANDIRILMALI’DIR. FETÖ’CÜLER CEZALANDIRILMAYACAKSA KARAR ‘GÖZ BOYAMASI’DIR!”
İKİ)
 Savcılığın (OM) “Ayhan Durak bu suçu işlememiştir” kararına yol açan Adalet Bakanlığı’nın yaptığı soruşturmada Ayhan Durak’ın aklanması, Durak’ın yaşadıklarının doğrudan FETÖ kumpasına muhatap olduğuna işaret ediyor ise, ki öyle görünüyor, o zaman savcılık (OM) ve Adalet Bakanlığı, bu kumpasa iştirak eden kişileri bulup-çıkarıp, yargılayıp cezalandırılması ve Ayhan Durak’a tazminat ve daha iyi bir konumda-mevkide Polis teşkilatında iş verilmesi gerekmektedir. Eğer bunu yapmıyorsa alınan karar ‘göz boyama’dır. Demokratik toplumlarda karşı tepki ancak hukuk çerçevesinde ve kültürel düşünce yapısının kamuoyuna yansıması ve sivil toplum kuruluşları’nca yapılacak faaliyetlerde verilir. Burada yapılacak olan, Hollanda devleti’nin FETÖ’nün faaliyetlerini yasaklaması ve yaptıkları listelerin deşifre edilmesi ve bu terör örgütünün Hollanda topraklarında faaliyetinin cezalandırılması gerekmektedir. Bu Adalet Bakanlığı’nın soruşturma sonucunun kumpas şeklindeki değerlendirilmesi ile ilgili olarak devletin topluma vereceği samimiyetinin de testidir.

“DEVLET, FETHULLAHÇI CASUSLARA KARŞI ÖNLEM ALMALI. HOLLANDA DEVLETİ ARZULARSA, FETÖ MAĞDURU ve ANTİ-TERÖR UZMANI OLARAK TECRÜBELERİMİ AKTARMAYA HAZIRIM.”
Hollanda devleti bu davadan bir ders çıkarmalı ve Erdoğancı söylemi adı altında FETÖ’cü casusların gönderdiği ihbarlara itibar etmemelidir. FETÖ’nün faaliyetlerini ortaya çıkartmalı, kamuoyunu da bu konuda bilgilendirmelidir. Bürokrasi ve siyaset, iş, akademik çevrelerdeki faaliyetini iyi izlemeli ve bunları deşifre etmelidir. FETÖ bir tür CIA örgütlenmesidir. CIA bir Hollanda teşkilatı değildir, ABD’nin bir casusluk kuruluşudur. Bu casusluk kuruluşunun birimi olan FETÖ’nun Hollanda’da, Hollanda devletinin iç-işlerine karışıp burada operasyonlar yaptırmasına karşı çıkması gerekmektedir. Bu kesinlikle Hollanda vatandaşlarının güvenliği ve Hollanda devletinin güvenliği, insanların barış içerisinde bir-arada Hollanda devletinde yaşaması için bir zorunluluktur. Çünkü, biz bu filmi daha önce gördük. Ben de FETÖ’nün hedefinde olan bir kişi olarak, Ergenekon adıyla tertiplenmiş kumpas davada, FETÖ’nün yarattığı mağdurlardanım. Oyunun nasıl oynandığını da belgeleriyle biliyorum. Hollanda devleti talep ederlerse bu konudaki tecrübelerimi aktarmaya hazırım. Hollanda devleti, Türkiye’nin bu konuda tecrübelerinden yararlanmalıdır. Bu diğer ülkeler Avrupa devletleri için de geçerlidir. Örneğin en basitinden şunu öneriyorum; Silivri’deki FETÖ yargılamalarına bir gözlemci göndererek Hollanda çok şey öğrenebilir. Ondan sonra ne ile karşı karşıya kaldığını, FETÖ’nün ne denli vahşi bir aygıt olduğunu daha yakından, daha iyi görebilir. Aynısını diğer ülkelerde yapmalıdır, öneriyorum. FETÖ gibi son derece sofistike ve karmaşık bir terörist örgüt karşısında ihtisaslaşma önemlidir. Bunun için bizim gibi uzmanların değerlendirilmesi önemlidir. Sadece FETÖ değil DEAŞ/IŞİD ve PKK terör örgütleri konusunda da belgelere dayanan bilgi vermeye hazır olduğumu söyleyeyim.

FETHULLAH GÜLEN VE ELE-BAŞI OLDUĞU FETÖ YILANI
ÜÇ)
 Fethullahçı terör örgütü (FETÖ) bir yılandır. Yılan cebinde olarak gezilmez. Çünkü yılanla cebinde gezilirse bu yılan bir gün Hollandayı da sokar. ‘Hollandalı polis memuru Ayhan Durak davası ve kumpası’, yılanın ne denli yakında olduğunu gösteriyor ve sadece Durak’ı değil aynı zamanda Hollandayı da sokması olarak görülmelidir. Çünkü bu kumpas Hollanda’da gerçekleştirilmiştir, Hollanda topraklarında FETÖ operasyon yapmıştır. Hollanda kanunları ve bürokrasisi, bir örgütün menfaatlerini sağlamak üzere, kötüye kullanılmıştır.

Avrupa Türk Gazetesi © ANALİZ | SÖYLEŞİ

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Avrupa Türk Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ